Adem Hoca: Şiddet sahipsiz bir konudur


Şiddetle Mücadele (HEGEM) Vakfı, çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. HEGEM Vakfı gönüllüleri ve ömrünü suç-suçla mücadeleye adayan vakfın Kurucu Başkanı Adem Solak, işbirliği ortakları ile bu sefer Manisa’da çalışma yaptı. Şiddetin nasıl önlenebileceği, Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nde konunun uzmanları tarafından anlatıldı. Adem Solak toplantıda yaptığı konuşmada, “şiddet sahipsiz bir konudur. Sahip çıkmak hepimizin görevi” dedi.

MANİSA İGFA- Toplumların kültürel, sosyal, davranış alışkanlıkları ve ekonomik refah yapısını derinden etkileyen en büyük etkenler; adalet, özgürlük ve demokrasi yapısı. Bu 3 etken ‘şiddetin her türünün’ oluşmasında başı çekiyor ve dünya çapında yaygınlaşıp, tüm toplumların derinden etkilenmesine neden oluyor. Türkiye’de ilk ve tek olarak bilimsel çalışma yürüten, şiddetle mücadele alanında çok güçlü sivil mücadeleler veren, şiddetle mücadelede sivil formatörler yetiştiren ve bu sivil mücadeleye devlet erkanını, üniversiteleri, STK’ları, eğitim kurumlarını ve sivil halkı dahil etmeyi başarabilen Şiddetle Mücadele (HEGEM) Vakfı, çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. HEGEM Vakfı gönüllüleri ve ömrünü suç-suçla mücadeleye adayan vakfın Kurucu Başkanı Adem Solak, işbirliği ortakları ile bu sefer Manisa’da çalışma yaptı. Şiddetin nasıl önlenebileceği, Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nde konunun uzmanları tarafından anlatıldı. Adem Solak toplantıda yaptığı konuşmada, “şiddet sahipsiz bir konudur. Sahip çıkmak hepimizin görevi” dedi.

Şiddetin her türünün; şahsi veya aile içi bir mesele gibi değerlendirilip, susulmasına, sineye çekilmesine karşı durulmasını kendine ilke edinen, güçlü yapılanması ile şiddetin her türünün eğitimle önlenebileceğini savunan ve bu amaçla yıllardır mücadele veren Şiddetle Mücadele (HEGEM) Vakfı, çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.

Ömrünü suç ve suçla mücadeleye adamış; “Şiddetin Bilgesi Adem Hoca” olarak bilinen vakfın kurucusu Adem Solak, 18 Kasım 2021’den beri; 7 bakanlık ve 41 devlet üniversitesinin yüzlerce yöneticisi ile Türkiye’yi karış karış gezerek, ‘İnsan Hakları, Şiddetle Sivil Mücadele ve Sosyal Arabuluculuk Bilincini Güçlendirici Saha Aktörleri Yetiştirilmesi Projesi’ faaliyetleri kapsamında, 26 pilot ilde saha çalışmalarını sürdürüyor.

MCBÜ 26 PİLOT ÜNİVERSİTE ARASINDA

26 pilot ilden biri de Manisa. Manisa aynı zamanda ‘İnsan Hakları, Şiddetle Sivil Mücadele ve Sosyal Arabuluculuk Bilincini Güçlendirici Saha Aktörleri Yetiştirilmesi Projesi’nin lokomotif ili. Manisa Celal Bayar Üniversitesi; kısa adı HEGEM olan Şiddetle Mücadele Vakfı ile 26 Mart 2021 tarihinde yapılan işbirliği protokolü gereği, sık sık çalışmalar yapıyor. Protokol gereği ilk iş olarak 8 Kasım 2021 tarihinde, Üniversite bünyesinde ‘Manisa Celal Bayar Üniversitesi İnsan Haklarını Güçlendirme ve Şiddetle Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi’ Kuruldu. Rektör Prof. Dr. Ahmet Ataç’ın önderliğinde yürütülen merkezin Müdürlüğünü; MCBÜ Rektör Yardımcısı ve vekili Prof. Dr. Mustafa Kazaz yürütüyor. Merkezin yönetim kurulu ise; Prof. Dr. Mustafa Kazaz, Prof. Dr. Serhat Baştan, Prof. Dr. Selhan Özbey, Prof. Dr. Hasan Kandemir, Prof. Dr. Fatih Çatıkkaş, Dr. Öğr. Üyesi Gülenaz Selçuk ve Dr. Öğr. Görevlisi Seda Seyman’dan oluşuyor. Manisa Celal Bayar Üniversitesi İnsan Haklarını Güçlendirme, Şiddetle Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi; hem konuya ilişkin eğitim ve araştırmalar yapıyor, hem sosyal arabuluculuk koordinatörlüğünü yürütüyor, hem Cumhurbaşkanlığı 11. Kalkınma Planı yönergeleri gereği, çalışma ve araştırmalar yapıyor, hem de İnsan Hakları Eylem Planı’nın; şehir-bölgede çeşitli faaliyetler ve toplantılarla uygulama sorumluluğunu üstleniyor.

7 BAKANLIK, 41 DEVLET ÜNİVERSİTESİ, 27 İL VALİSİ DESTEK VERİYOR

İç İşleri ve Adalet Bakanlığı başta olmak üzere; 7 bakanlık, 41 devlet üniversitesi, 27 il valisi, diğer ilgili kurum-kuruluşlarla işbirliği ile ortak çalışma yürüten, HEGEM Vakfı hedefini 81 şehirde çalışma yapmaya kilitledi. Cumhurbaşkanlığı, 11. Kalkınma Planı ve İnsan Hakları Eylem Planı gereği, 2021 yılı ila 2030 yılları arasında devam edecek olan “İnsan Hakları Ve Şiddetle Sivil Mücadele Bilincini Güçlendirici Saha Aktörleri Yetiştirme Projesi” kapsamında; üniversite yerleşkelerinde, örgün-yaygın eğitim kurumlarında, işyerlerinde, gençlik merkezlerinde, spor aktivite alanlarında, öğrenci yurtlarında, okulda ve ailede, yerel yönetimlerde, kamu, özel işyerlerinde ; akredite sertifika programları, insan hakları danışmanlığı, sosyal arabuluculuk, şiddetle sivil mücadele formatörlüğü eğitimleri ve konferansları veriliyor.

Türkiye’de ilk ve tek olma özelliğini taşıyan Şiddetle Mücadele Vakfı HEGEM’in kurucusu; ‘Şiddetin Bilgesi Adem Hoca’ olarak bilinen Adem Solak. Adem Solak bir toplumun sosyal ve ekonomik refaha kavuşması için; şiddetin ve suçun, öncelikle amaç olarak alınması gerektiği görüşünü savunuyor. Vakfın kurucusu Adem Solak’ın, 1984 yılından bu yana cezaevlerinde yürüttüğü çalışmaları, araştırmaları, analizleri ve kitapları, 30 adet yayınlanmış bilimsel eseri var. Adem Solak Ceza İnfaz kurumlarında bugüne kadar 6 binden fazla mahkumla konuşarak, şiddetle mücadele konusunda çalışmalar yaptı.

Şimdilerde Adem Solak ve Şiddetle Mücadele Vakfı protokol paydaşları tüm Türkiye’de şiddeti ve “şiddet oluşmadan nasıl önlenebilir” konusunu bilimsel verilerle anlatıyor, saha koordinatörleri ve formatörleri eğitiyor, belgelendiriyor ve topluma hizmet etmeleri için donanımlı hale getiriyor.

GEÇİŞ TOPLANTISI MCBÜ’DE YAPILDI

Adem Solak ve Şiddetle Mücadele Vakfı’nın yöneticileri; 11. Kalkınma Planı, İnsan Hakları Eylem Planı ve Cumhurbaşkanlığı 2021/9 Genelgesi hükümleri gereğince yürütülen bu çalışmaları Türkiye’nin 81 ilinde yaygınlaştırmak amacıyla çıkılan yolda geçiş toplantısını; Manisa Celal Bayar Üniversitesi ev sahipliğinde, İlhank Varan Yerleşkesi Prof. Dr. Ümit Doğay Arınç Kültür Merkezi’nde “İnsan Hakları, Şiddetle Sivil Mücadele ve Sosyal Arabuluculuk Bilincini Güçlendirici Saha Aktörleri Yetiştirme Projesi” kapsamında bölge toplantısı gerçekleştirildi.

Manisa Valiliği’nin destekleri ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi ev sahipliğinde yapılan toplantıya; 7 Bakanlık ve ilgili genel müdürlere, 27 il valisi ve Üniversite rektörüne toplantıya katılım sağlanması için davet gönderildi. Manisa Celal Bayar Üniversitesi ev sahipliğinde yapılan toplantıya katılım sağlanması için davet gönderilen iller arasında; İzmir, Aydın, Muğla, Afyonkarahisar, Uşak, Bursa, Balıkesir, Eskişehir, Burdur, Denizli, Isparta, Kütahya, Konya, Tekirdağ, Kırklareli, Gaziantep, Hatay, Edirne, İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Yalova, Bolu, Erzurum, Trabzon ve Rize Valiliği ve Üniversite Rektörlükleri var.

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Prof. Ümit Doğay Arınç Kültür Merkezinde gerçekleştirilen toplantı saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

DERNEK OLARAK YOLA ÇIKTI, TÜM TÜRKİYE’Yİ KUCAKLAYAN GÖNÜLLÜ BİR VAKIFA DÖNÜŞTÜLER

Şiddetle Mücadele Vakfı’nın (HEGEM) Kurucu Başkanı Adem Solak şiddeti ve suçu önlemenin tek yolunun, daha küçük yaşlardan itibaren verilen eğitimle mümkün olabileceğine önemle vurgu yaparak; “2003’te Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi’nde yaptığımız toplantıda; eğitim yoluyla şiddetin azaltılması ve suçun önlenmesi projesini hayata geçirmeye karar verdik. O zaman bir dernek kurduk. O dernek bugün HEGEM çatısını altında çok büyük bir gönüllü sivil oluşuma döndü ve HEGEM doğdu. Üzerinden 19 sene geçti. Ve bu yolda bize en büyük desteği dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin verdi. O dönem sayın bakan 81 ilin valisine ve 134 başsavcıya; HEGEM’in eğitim yoluyla suçun ve şiddetin önlenmesi için destek verilmesi talep yazısını yazdı. Ve dedi ki “Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir Adalet Bakanı’na eğitimle ilgili bir yazı ve talep yazdırdınız hayırlı olsun.” Ve o günden bugüne yaptığımız çalışma ve emeklerle bugün buralara kadar geldik.” Dedi.

ADEM SOLAK: “ŞİDDET SAHİPSİZ BİR KONUDUR”

Şiddetin sahipsiz bir konu olduğunu ve Türkiye’nin en önemli problemlerinde olduğuna dikkat çeken Adem Solak; “buralara gelmek kolay olmadı. Çünkü şiddet sahipsiz bir konudur. Sahip çıkmak hepimizin görevi. Şiddetle sivil mücadele dememizin özellikle sebebi, Şiddetin sahipsiz bir konu olmasıdır. Toplumlar her zaman yeni refleksler gösterirler. Ama bu refleksler; bilim adına, eğitim adına, hukuk adına, insan hakları adına olursa ancak, güçlü olabilir. Hepimizin şiddet gibi bir konuda aynı perspektiften bakması mümkün değil elbette. O zaman bu farklı bakışları nasıl birbirine yaklaştırabiliriz? Bunun üzerine kafa yormak gerekir” diye konuştu.

“HERKESİN İŞİ OLAN BAZI ŞEYLER, BAZEN HİÇ KİMSENİN İŞİ OLMUYOR”

Adem Solak şiddetle mücadelede yeterince duyarlı olunmadığına dikkat çekerek, “Dünya’da il kez biz Türkiye olarak; Türkiye Büyük Milet Meclisi’nde çocuklarla ilgili Şiddet Komisyonu’nu kurduk. Yıl 2006. Dünya’da, bir yıl içerisinde 2 adet şiddet komisyonu kurulan tek Büyük Millet Meclisi bizimkisidir. TBMM’de kadınlar için ayrı, çocuklar için ayrı bir ‘Şiddet Komisyonu’ kurduk. Büyük çalışmalar yaptık ve hazırladığımız rapor bütün siyasi partiler tarafından TBMM’de kabul edildi. Devamında ise bu büyük sorumluluk gerektiren bu işi sahada yürütmek bizim üzerimize kaldı. Ancak TBMM’de çocuk ve kadınlar için kurduğumuz şiddet Komisyonu’nda hazırladığımız rapor valiliklere gitmedi. Valilere sordum “bize TBMM şiddet komisyonu raporu gelmedi” dediler, TBMM Komisyonuna sordum; “bizden rapor istediler de göndermedik mi?” Dediler. O zaman şunu anladım ki; çocuk, kadın, aile ilgili konular hepimizi ilgilendirdiği halde, süreci oluruna bırakıyoruz. Hani herkesin işi ya… Herkesin işi olan bazı şeyler, bazen hiç kimsenin işi olmuyor. Şiddetin her türü ile mücadelede, maalesef durum böyle” görüşlerine yer verdi.

“ŞİDDETLE MÜCADELE; SUÇUN, SORUNUN ORTAYA ÇIKMADAN ÖNLENMESİDİR”

Adem solak şiddetle mücadeleyi; “Türkiye; İçişleri Bakanlığı, polisiyle, jandarması ile, tankı ile tüfeği ile, yapısı ile, Adalet Bakanlığı hapishaneleri ile, infaz koruma memurları ile suçla mücadele ediyor. Şiddetle mücadele ve suçla mücadeleyi ayırt etmemiz lazım. Şiddetle mücadele; suçun, sorunun ortaya çıkmadan önlenme mücadelesidir” şeklinde tanımladı.

“TÜRKİYE’DE BİRBİRİNİ ANLAMA SIKINTISI VAR”

Türkiye’de bireylerin birbirini anlama sıkıntısı olduğuna vurgu yapan adem solak, “Toplum birbirini anlamıyor. Üniversitelerin bürokrasiyi, bürokrasinin siyaseti, siyasetin sahadaki sivil vatandaşı anlama sıkıntısı var. Öncelikle bu sorunu gidermemiz lazım. Millet Meclisinde bütün illerin temsil edilmediğini gördüm. Biraz kolayına kaçıyoruz. Birbirimiz dinelmiyoruz, anlamıyoruz. Anlamayınca da çözüm üretemiyoruz.” Diye konuştu.

“BU PROJEYLE DEVLETİN RESMİ MÜCADELESİNİN YANINA, TOPLUMU KOYDUK”

Adem Solak Şiddetle mücadele eylem planı ile devletin resmi mücadelesine destek verdiklerini açıklayarak, “Cumhuriyet tarihinin 50 senesini araştırdım ve gördüm ki; Sahada, mutfakta birebir çalışan insanlarımız göz ardı edilmiş. Özellikle Ankara ve İstanbul bürokrasisi merkeze koyulmuş, Anadolu da ki çalışanlar, “nasılsa uzaktalar, orada dursunlar” şeklinde bir anlayış var. Bu projeyle Devletin resmi mücadelesinin yanına, toplumu koyduk. Anadolu’yu koyduk. Anne babaları koyduk. Rehber öğretmenleri koyduk. Okul Müdürlerini koyduk. Sahadaki insanımızı koyduk. Çünkü şiddeti ve suçu önlemede buna ihtiyaç var” ifadelerine yer verdi.

TÜRKİYE’DE AÇIK DOSYA SAYISI 48,5 MİLYON

Türkiye’de açık dosya sayısının 48,5 milyonun üzerinde olduğu bilgisini veren Adem Solak; “adalet mekanizması yeterli gelebilseydi, açık dosya sayısı 48,5 milyonun üzerine çıkmazdı. Türkiye’de açık dosya sayısı 48,5 milyon. Olmuyor, yapıp ettiklerimizle olmuyor. Avrupa 50 sene önce adalet, suç ve şiddeti önlemede yeni kurumlar ihdas etti. Arabuluculukta bunlardan bir tanesi. ‘İnsan Hakları, Şiddetle Sivil Mücadele ve Sosyal Arabuluculuk Bilincini Güçlendirici Saha Aktörleri Yetiştirilmesi Projesi’ bunlardan bir tanesi.” Diye konuştu.

ADEM SOLAK’IN TESPİT, TALEP VE ÖNERİLERİ

Ömrünün 40 yılını suç ve suçla mücadeleye adayan, hapishanelerde 6 binden fazla mahkumla yüz yüze görüşerek; suç, şiddet ve sosyal risk haritaları analizlerini çıkararak raporlayan, “Şiddetin Bilgesi Adem Hoca” olarak bilinen HEGEM Vakfı’nın kurucusu Adem Solak konuşmasının devamında; tespit, görüş ve önerilerini şöyle sıraladı.

“Şiddetin tanımını bilmeyenlerle, şiddet projeleri yürütüyoruz”

“Biz zamanında sahada şunu gördük ve tespit ettik. Sahada bu işi doğru yapacak; bilge ve şiddetle mücadeleyi doğru bilen insanlarımız yok. Şiddetin tanımını bilmeyenlerle, şiddet projeleri yürütüyoruz. İşte bu nedenle saha aktörlerine ihtiyacımız var. Valiliklerin şiddetle mücadelede başlatacağı projeler ancak, 8-10 sene sonra meyvesini verir. Saha aktörlerinin bu çalışmalarda önemi çok büyük.

ŞEHİRLERDE NÜFUS ARTTI, GÜVEN AZALDI, ŞÜPHE ÇOĞALDI

Arabuluculuk meselesinde ise saha aktörlerini 2 gruba ayırdık. Birincisi şiddet önleme formatörleri. Her mahalleye 10 şiddet formatörü görevlendirilmeli. Diğeri Sosyal arabuluculuk.

Modern devletler yok iken, arabuluculuk zaten vardı. Yani aşiretler, klanlar, toplumlar, muhtarlar veya cami hocaları… O zamanki toplumun yapısına göre her zaman arabulucular olmuştur… O toplumun ileri gelenleri zaten arabuluculuk yaparlardı. Mahkeme olmadan kişiler arasındaki sorunu çözüyorlardı. Hiç kimse birbirini boğazlamıyordu. Köylerde kırsal kesimde, öğretmen, köy muhtarı, cami hocası, yada sakallı alimler veya köyün ileri gelenleri sorunları çözüyordu. Bizde şu an aslında bu işi bilimsel olarak, daha profesyonel yapmaya çalışıyoruz. Çünkü arabuluculuk meselesine giderek daha fazla ihtiyaç var. Çünkü nüfus artıyor, şehirlere yığılmalar oluyor. Köylerde insan kalmadı. Kimse kimseyi tanımıyor. Güven azaldı, şüphe çoğaldı. Şehirde, trafikte, okulda, üniversitede, toplumda, kısacası insan olan her yerde sorunlar artıyor. Birbirimize şiddet uygulamayalım, karakollara koşmayalım. Zaten hapishaneler doldu. Yeni cezaevlerine ihtiyaç var. Hapishanelerde yer kalmadığı için artık aftan bahsediyorlar… Durumlar karışık, sıkıntımız fazla.

“EĞİTİM YOLUYLA ŞİDDETİN ÖNLENMESİ ŞART”

İşte bu noktada önleyici bir şeye ihtiyaç var. Eğitim yoluyla şiddetin önlenmesi şart. 11. Kalkınma Planı, İnsan Hakları Eylem Planı ve Cumhurbaşkanlığı 2021/9 Genelgesi hükümlerinde, çok ciddi şiddeti önleyici maddeler var. Çocuk, kadın ve toplumun her kesimiyle uygulanabilecek şiddeti önleyici 70 adet, ayrı ayrı ciddi önleyici öneri maddesi var. Eylem planının 762. maddesi ise, Sosyal Arabuluculuk maddesi. İnsan Hakları Eylem Planında hedef 3.5 ile eğitim yoluyla, şiddeti önleme alternatif çözüm yolları ile yaygınlaştırılacak. Amerika bu eylem planını yani sosyal arabuluculuğu 65 sene önce kendi ülkesinde başlattı, devamında Kanada 1984’te başladı, 1995’ten bu yana da Avrupa Birliği ülkeleri bu işle ilgili çalışmalarını sürdürüyor.

“SOSYAL ARABULUCULUK HER YERDE LAZIM OLAN ÖNLEYİCİ MODELDİR”

Sosyal Arabuluculuk en küçük yapı olan aileden, okuldan, fabrikadan, sokaktan, mahalleden, üniversiteden, adliyelere kadar… Her yerde lazım olan önleyici bir modeldir. Arabuluculuğu sadece adliye duvarlarının arasına sıkıştırırsanız, bundan yüzde 5 ila yüzde 10 arasında istifade edebilirsiniz. Ve geldiğimiz noktada bunu her birey görmüş ve anlamıştır. “Cumhurbaşkanlığı 11. Kalkınma Planı, İnsan Hakları Eylem Planı’nda” yaygınlaşacak demiştir. Bu eylem planı gereği cesur olmak lazım. Yeni adalet Bakanı, ‘kanunları arttırarak şiddeti önleyemeyiz. Başka çözümlere ihtiyaç var.” Dedi.

“ÇOCUK EKSENLİ SOSYAL ARABULCULUĞUN ÖNE ÇIKARILMASI LAZIM”

24 Milyon çocuğumuz var. Çocuk eksenli sosyal arabuluculuğun öne çıkarılması lazım. Ve devamında; Gençlik Bakanlığı eksenli bir eylem planı, Adalet Bakanlığı’nın da istediği bir şey. Bu eylem planları; Milli Eğitim Bakanlığı’na da, Aile Bakanlığı’na da, baştan sona hepimize gerekli bir şey… Yani biz 80 ili hallettik, bir şehri kendi haline bırakırsak, oradaki psikopatlar, sosyopatlar… En ötedeki şehire ulaşabilir, o topluma zarar verebilir. Bu nedenle bu sorunu ancak suç ve şiddet olmadan, ancak eğitim modelleriyle önleyebiliriz. Bizde şu an 81 il gezerek bu işi gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

CUMHURBAŞKANI VE BAKANLIKLARDAN DESTEK İSTEDİ

Sosyal arabulucuğa toplumun bu kadar aç olduğunu, ben bile fark edememiştim. Sadece 25 ilde, 10 bin civarında gönüllü başvurusu var. Ama beni burada çok kötü etkileyen bir durum var. Ben bu işe 40 senemi verdim, hocalarımla 20 senedir canla başla çalışıyoruz. Şiddetle sivil mücadele formatörü yetiştirebilelim diye… Şiddeti önleme formatörleri yetiştirebilelim diye. Bu konuda çok az talep var. Bu çok üzücü ve düşündürücü.

Ben buradan; Sayın Gençlik Spor Bakanı’na, Sayın Milli Eğitim Bakanı’na, Sayın aile Bakanı’na, Sayın Kültür Bakanı’na, Sayın Diyanet İşleri Başkanı’na, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Sahada daha güçlü ilerlemesi için sizin desteğinize ihtiyaç var. Para-pul istemiyoruz. Manevi desteğe ihtiyacımız var. Yazılan çizilen şeylerin 24 milyon çocuk adına etkili ilerlemesine ihtiyaç var. Sahiplenilmeye ihtiyaç var.

Toplum; sosyal dokusunun güçlendirilmesine, demokrasi kültürünün güçlendirilmesine, kültürel yapının güçlendirilmesine, kardeşlik, barış, dostluk, şiddetsiz yaşamın güçlendirilmesine bu kadar ihtiyaç duyuyor isek en baştan, en sona kadar… Cumhurbaşkanımızdan, ilkokulun kapıcısına kadar hepimizin daha duyarlı olması lazım. ‘Ben daha ne yapabilirim?’, ‘şiddetle sivil mücadelede bana düşen nedir?’ diye kendini sorgulaması lazım.

VALİ YAŞAR KARADENİZ: ŞİDDET SUÇA DÖNÜŞMEDEN ÖNLENMESİ GEREKİR

Manisa Valisi Yaşar Karadeniz ise bu proje ile sadece şiddetle mücadelede değil sosyal ve psikolojik sorunların da üstünde durulması gereken bir husus olduğunu ifade ederek; “Önceden köylerde yaşayan nüfus fazla iken yaşanan teknolojik ve bilimsel gelişmelerle şehirlerde yaşayan nüfusta artış oldu. Bu durum birçok sorunu da beraberinde getirdi. Şiddet de bu sorunlardan biri. Eğer şiddeti önleyeceksek şiddeti bir bütün olarak ele almamız lazım. Sadece kadına şiddet değil elbette hayvana, çocuğa, diğer insanlara şiddet bunların hepsi bir bütünün parçası ve üstünde durulması gereken çok önemli hususlar” dedi.

Öfke kontrolü yapabilen ve karşılaştığı bir sorunu çözme iradesine sahip kişiler yetiştirebilmenin önemine değinen Manisa Valisi Yaşar Karadeniz, “Eğer öfke kontrolü yapabilen ve karşılaştığı bir sorunu çözme iradesine sahip kişiler yetiştirebilirsek zaten şiddetin tamamını kökünden çözmüş olacağız veya sorunu daha da azaltmış olacağız. Bu sorunlar ancak bu şekilde çözülebilir diye düşünüyorum. Bu konuda da eğitimin elbette ki önemi var. Daha çocukluk çağında ailenin sonrasında okul hayatında ve arkadaş çevresinde yaşadığı olaylar ve yetişkinlik çağında ki eğitim süreci hepsi bu bütünün bir halkası” şeklinde konuştu.

Şiddet konusunda ilgili kamu kurumlarına da büyük görev düştüğünü ifade eden Vali Karadeniz, “Eğer bir kişi şiddet gördüğünde ilgili yerlere başvuru yapmışsa sonrasında şiddet gördüğü kişi ile barışmışsa daha sonra tekrar şiddet gördüğünde tekrar başvuru yapıyor. Eğer ikinci kez başvuru yapmıyorsa bize olan güvenini kaybetmiş demektir. Bu konudaki istatistikler bizim için oldukça belirleyici ve önemli” ifadelerine yer verdi.

Şiddetin suça dönüşmeden önlenmesi gerektiğini de dile getiren Vali Karadeniz, suça dönüşmüş her eylemin mutlaka yaptırım görmesi gerektiğini ve bu yaptırımın kâğıt üzerinde kalmaması gerektiğini belirterek, düzenlenen seminerler sonucunda arabuluculuk belgesini alan kişilere büyük görev düştüğünü söyledi.

Daha sonra Atatürk Üniversitesi İnsan Hakları ve Şiddetle Mücadele Bilincini Güçlendirme Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Rıdvan Küçükali, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Çepni, Türkiye İnsan Hakları ve eşitlik Kurumu 2. Başkanı Alişan Tiryaki, KYK Genel Müdür Yardımcısı Ali Özdemir, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Adına Tetkik Hâkimi Abdurrahim Taş, Balıkesir Vali Yardımcısı İrfan Demiröz tarafından katılımcılara projenin içeriğine ilişkin bilgiler verildi.

Toplantıya eylem planı paydaşları, bakanlık, genel müdürlük temsilcileri, üniversite, kurum-kuruluş temsilcileri, Manisa Valisi Yaşar Karadeniz, Manisa İl Jandarma Komutanı Tuğgenaral Selçuk Yıldırım, Manisa Vali Yardımcısı Ahmet Yılmaz, Milli Eğitim Müdürü Mustafa Dikici, İl Emniyet Müdürü Ömer Uslu, Gençlik ve Spor İl Müdürü Yunus Öztürk, Şehzadeler Belediye Başkan Yardımcısı Haşim Yener, HEGEM Vakfı Yönetim kurulu üyeleri, Küresel Gazeteciler Konseyi ve HEGEM Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Külekçi katıldı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir