Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’ndan ”kur korumalı TL mevduat” açıklaması

Kavcıoğlu, Merkez Bankası İdare Merkezi’nde düzenlenen yılın ilk Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı’nın ardından ekonomistlerin ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

TCMB’nin, bilançosu dünyada en şeffaf açıklanan merkez bankalarından biri olduğunu ve yapılan tüm işlemlerin bilançodan takip edilebildiğini vurgulayan Kavcıoğlu, “20 Aralık’ta Cumhurbaşkanımızın konuşmasıyla beraber vatandaşlarımızın gösterdiği büyük bir teveccüh var. O gün TCMB tek kuruş satmamıştır. Bireyseller, kurumsallar yurt dışı yaklaşık 2 milyar 250 milyon dolar satış gerçekleştirerek kuru oldukça düşük bir seviyeye getirmiştir. Bu konudaki spekülasyonları doğru bulmuyorum. Merkez Bankasının bilançosunda rezervlerimizin azalmasıyla ilgili değerlendirmeler yanlıştır.” diye konuştu.

Kavcıoğlu, rezerv azalışında BOTAŞ’a döviz satışının da etkisi olduğunu anımsatarak, Merkez Bankasının rezervlerini güçlendirme noktasında yapılan çalışmalardan bahsetti.

Birleşik Arap Emirlikleri ile 5 milyar dolarlık swap anlaşması yapıldığını hatırlatan Kavcıoğlu, “1-2 ülkeyle bu anlamda görüşmelerimiz devam ediyor. Daha önce hem Çin ile hem Kore ile swap anlaşmaları imzalamıştık.” ifadelerini kullandı.

Kavcıoğlu, yerel parayla ticaretin de merkez bankalarının rezerv artışında önemli etkisi olduğuna işaret ederek, “Dış ticaretin yerel parayla yaygınlaşması noktasında swap anlaşmalarımızın çok önemli katkıları olduğunu yaşıyoruz ve daha da göreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

– “KURDA SAĞLANAN İSTİKRARLA ENFLASYONA ETKİ SIFIRLANACAK”

Para politikası araçlarını fiyat istikrarının sağlaması noktasında güçlü bir şekilde kullanacaklarına dikkati çeken Kavcıoğlu, şunları kaydetti:

“Cari dengenin sağlanmasıyla uzun dönemde sürdürülebilir bir fiyat istikrarının sağlanacağına inanıyoruz. Bu yönde politikalarımızı oluşturacağımızı söylemiştim. Bunun en önemli bacağından biri liralaşma stratejisi. Son dönemde Cumhurbaşkanımızın açıkladığı Türkiye ekonomi modeli temelde bunu sağlıyor. Dolayısıyla bu bizim de fiyat istikrarını sağlama noktasında hükümetin üretim, yatırım, ihracat ve istihdam politikalarını desteklemek önceliğimiz, kanunla zaten bize verilmiş yetki.”

Kavcıoğlu, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan kur korumalı ürünün özellikle dolarizasyonun bitirilmesi ve enflasyonun düşürülmesi noktasında önemli katkı sağlayacağını belirtti.

Kur geçişkenliğinin enflasyonun artmasındaki etkisine değinen Kavcıoğlu, kurda sağlanan istikrarla beraber bu etkinin sıfırlanacağını dile getirdi.

Kavcıoğlu, DTH’den Türk lirasına dönüşüm ve dolarizasyon etkisinin sıfırlanmasının birinci öncelikleri olduğuna değinerek, “İkincisi liralaşmada daha önce başlattığımız karşılıklarda Türk lirasına geçiş, üçüncüsü de Merkez Bankasının sunduğu imkanları ağırlıklı olarak liralaştırarak. Liralaşma stratejimizi tüm unsurlarıyla gerçekleştirmemizin enflasyonun düşmesi noktasında çok önemli bir katkısı olacaktır.” dedi.

– “DEZENFLASYON SÜRECİ BAŞLAYACAK”

Enflasyonla ilgili özellikle kur baskısıyla oluşan fiyat davranış bozukluklarının olduğuna işaret eden Kavcıoğlu, bunların hızlı bir şekilde giderilmesiyle dezenflasyon sürecinin başlayacağını bildirdi.

Kavcıoğlu, enflasyondaki köpük giderildikten sonra, enflasyonun hedeflenen noktalara geleceğini ifade ederek, “Bununla ilgili kararları alıyoruz ve uyguluyoruz. Liralaşma stratejisiyle birlikte hedeflediğimiz gibi tek haneli rakamlara inecek ve Türkiye’nin gündeminden enflasyon kalkacak çünkü biz liraya, ülkemize güveniyoruz. Vatandaşımızın bu konudaki desteğine güveniyoruz. Bunu çok yakın zamanda hep beraber görerek yaşayacağız.” dedi.

– “ENDONEZYA DIŞINDA ENFLASYONUN ÜZERİNDE FAİZ VEREN ÜLKE YOK”

Dünyadaki diğer merkez bankalarının da söylemlerinin değiştiğine ve dünyada özellikle 2021’de beklentilerin üzerinde gelişmeler olduğunu belirten Kavcıoğlu, “Bu noktada geliştirdiğimiz ve açıkladığımız politikaları eleştirebilirsiniz ama bunları bu bağlamda değerlendirmenizi rica ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Kavcıoğlu, Para Politikası Kurulu metinlerinde faiz indirimleri ve faiz indirimlerinin gerekçelerinin ifade edildiğini dile getirerek, verdikleri süre içerisinde bunları gerçekleştirdiklerinin bildirdi.

Sadece söylemlerle hareket etmediklerine dikkati çeken Kavcıoğlu, gelişmiş ülkeler de dahil birçok merkez bankasının enflasyonu sadece söylem veya geçiştirerek takip etiğine vurgu yaptı.

Kavcıoğlu, faiz artıran ülkelerin de uyguladıkları faizin enflasyonun altında olduğunu ifade ederek, “Şu an dünyada Endonezya dışında (Çin’i saymıyorum) enflasyonun üzerinde faiz veren ülke yok. Bu konuda sadece Türkiye’nin sorgulanmasını doğru bulmuyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin uzun vadeli ve düşük faizli finansmanı sağlama noktasında kararlar almak zorunda olduğunu belirten Kavcıoğlu, bu yapılmazsa istidam, üretim ve ihracat hedeflerine ulaşılamayacağını dile getirdi.

Kavcıoğlu, Türkiye’ye üretime dayalı ekonomi modeli üzerinden bakılmasının doğru olacağını kaydetti.

– “DTH’DEN ÇÖZÜLMEDE 5 MİLYAR DOLARA YAKLAŞTIK”

Kavcıoğlu, kur korumalı mevduat hesaplarının tahmin ettikleri seviyede olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Bir aylık bir süre geçti. Bu sürenin çoğu bankaların sistemlerini oluşturma noktasında geçtiği için sisteme dahil olmaları gecikti. Esas hızlanma bundan sonraki süreçte olacak. DTH’dan çözülmede 5 milyar dolara yaklaştık. Bunun önemli bir rakam olduğunu düşünüyorum. Toplumuzun buna destek vermesini önemsiyorum. Bu rakamın yükseleceğini düşünüyorum. Dolarizasyonun etkisini azaltacak miktarda bir paranın TL’ye dönmesi bizim için yeterli. Bunun rezervlere de önemli katkısı olacak.”

İhracatçıların gelirlerinin yüzde 25’lik kısmını merkez bankasında bozdurma işleminin bir ceza bir yük gibi anlatıldığını ifade eden Kavcıoğlu, bunun doğru olmadığını aktardı. Kavcıoğlu, ihracat bedellerinin Merkez Bankasına bozdurulmasının yıl içinde rezervlerde 30-35 milyar dolarlık bir etki oluşturmasını beklediklerini söyledi.

Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi’ndeki (Yİ-ÜFE) yüksek artışın Tüketici Fiyat Endeksi’ne (TÜFE) yansıması beklentisine ilişkin bir soru üzerine Kavcıoğlu, dünyada ülkelerin yapısına göre değişmekle beraber ÜFE ile TÜFE arasında büyük farklar olduğuna dikkati çekti.

Üretici fiyatlarının yükselmesinin aynı oranda enflasyonu da yükselteceği değerlendirmelerinin doğru olmadığını ifade eden Kavcıoğlu, şöyle konuştu:

“Bütün ülkelerin TÜFE-ÜFE farkları bizde var. Rusya’da TÜFE yüzde 8 iken ÜFE yüzde 30, Norveç’te TÜFE yüzde 5 iken ÜFE’si yüzde 70. O zaman Norveç’te enflasyonun yüzde 60’a doğru gitmesi gerekir. Bunun örneği çok, İngiltere’de 2,5, Japonya’da 8 katı. Türkiye’de özellikle geçmiş aylarda yaşanan kur ataklarıyla, fiyat davranış bozukluklarıyla, fiyat üzerindeki olumsuz hareketlerle bir köpük, yüksek bir enflasyon oluştuğunu zaten söyledik ama bunun baz etkisinin giderilmesiyle, alınan bu kararlarla beraber enflasyonun hızlı bir şekilde dezenflasyon sürecine gireceğini, planladığımız gibi tek haneli rakamlara ineceğini, liralaşma stratejisi ile beraber Türkiye Ekonomi Modeli’nin temelini oluşturan dinamikleri gerçekleştirdiğimizde Türkiye’de enflasyonun artık sorun olmaktan çıktığı dönemi göreceğiz. Buna inanıyoruz, yaptıklarımızı gördüğünüzde siz de inanacaksınız.”

Kavcıoğlu, Türkiye’de ÜFE’den TÜFE’ye geçişin büyük bir kısmının zaten yansımış durumda olduğunu dile getirdi.

– “DÜŞÜK MALİYETLİ FİNANSMAN KONUSUNDA GEREĞİNİ YAPIYORUZ”

Kavcıoğlu, politika faizi ile bankaların ticari kredi faizleri arasındaki farklara yönelik de değerlendirmelerde bulunarak, Merkez Bankası olarak bu konuda bankalarla görüşmeleri sürdürdüklerini ifade etti.

Banka olarak faizi yüzde 14’e indirdiklerine dikkati çeken Kavcıoğlu, bu oranda bankalara fon sağladıklarını, bankaların kendi kaynaklarında vadesiz mevduatlarının 500 milyar lira civarında olduğunu, bunların da maliyetleri önemli derecede düşürdüğünü bildirdi. Kavcıoğlu, şöyle devam etti:

“20 Aralık’ta başlattığımız kur korumalı TL ve DTH’den dönüşüm mevduatında faizde yüzde 14 artı 3 puan civarında bir fark verilebilir dedik, yüzde 16,6 maliyeti var. Bu rakam (kur korumalı TL vadeli mevduat ve katılım fonu) bugün itibarıyla 209 milyar liraya ulaşmıştır. Türkiye’deki mevduatların ortalama süresi 45 gün ve altıdır. Bugün 209 milyar liranın yüzde 50’den fazlası 3 ay, yüzde 20-25 civarında 2 ay, 6,9 ay ve 1 yıla uzanan bir vadeye doğru şu an gidiyoruz. Sektörde hem maliyetler düşüyor hem de vadeler uzuyor. Liralaşma stratejisi sayesinde mevduatın vadesi uzayacak, maliyetleri düşecek. Bu da bankanın maliyetlerini düşürecek. Şu an düşürmüş durumda. Reeskont kredilerinde yaptığımız değişiklikle 10 milyar dolara yakın kısmını TL karşılığı veriyorum. Hedefli krediye geçtik. Türkiye Ekonomi Modeli’nde Merkez Bankası olarak üzerimize düşen düşük maliyetli finansman konusunda gereğini yapıyoruz. Hedefli kredi noktasında, parasal genişlemeyi sağlamadan, yerinde hedefli, ucuz, uzun vadeli finansman ile Türkiye’de üretimi, yatırımı, ihracatı destekleyerek istihdamı artıracağız.”

Kavcıoğlu, Türkiye’de sanayide kapasite kullanım oranının yüzde 78’e ulaştığına işaret ederek, tüm dünyadaki navlun, ulaşım, arz sıkıntılarına rağmen Türkiye’de sanayinin 24 saat tarihi ortalamaların üzerinde kapasiteyle çalıştığını dile getirdi.

Türkiye’nin cari dengeyle birlikte sürdürülebilir fiyat istikrarını sağlayacağını belirten Kavcıoğlu, şunları ifade etti:

“Burada sadece Merkez Bankasının sağladığı imkanlar bu işe yetmez. Bütün bankacılık sektörünün de bu işe girmesi ve enflasyonun dezenflasyon sürecine başlamasını satın alması lazım. Bu anlamda bankaların, maliyetleri düşürücü etkiyi yaratan Merkez Bankasının yanında durup, daha düşük oranlarda kredileri finanse etmeleri gerekiyor. Bu kapasite kullanım oranlarını aşabilmemiz yeni yatırımlar yapabilmemiz için bankacılık sektörünün Merkez Bankasının sağladığı bu imkanları kendi imkanlarıyla birleştirerek üretimi finanse etmeleri konusunda gerekeni yapmaları lazım. Bugün ortalama maliyetleri aralık ayı kurlarına göre yüzde 16-17 civarındadır. Bu, gittikçe aşağı doğru geliyor. Sizin bu civardaki maliyetinizle yüzde 30 faizle kredi vermeniz doğru değil. Merkez Bankası olarak buna razı değiliz. Cumhurbaşkanı’mızın bu anlamdaki itirazı da haklıdır. “

– “FAİZLER AŞAĞI DOĞRU GELİYOR, GELMEYE DE DEVAM EDECEK”

Kavcıoğlu, faiz politikasıyla ilgili adımlara ilişkin, “Faizler aşağı doğru geliyor, gelmeye de devam edecek.” dedi.

Yeni dönemdeki kur koruma ürünüyle maliyetlerin hızlı bir şekilde düşmeye devam edeceğini vurgulayan Kavcıoğlu, herkesin bunu ve enflasyondaki düşüşü satın alarak çalışmalarını yapması gerektiğini söyledi.

Kavcıoğlu, Merkez Bankasının bağımsızlığına ve politika araçlarının etkinliğine ilişkin bir soruya da “Merkez Bankası bütün kararlarını veri odaklı teknik çalışmalar sonucunda gelişmelere göre alıyor. Bu noktada da politikalarını oluşturuyor. Biz veri odaklı çalışmalarımıza aynı şekilde devam edeceğiz. Türkiye Ekonomi Modeli’nin kalıcı olarak uygulanması ve faizlerin, kurun enflasyon üzerindeki baskısının azaltılması noktasındaki çabalar sonuç verecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.” yanıtını verdi.

Merkez Bankasının ekim ayında açıklanan enflasyon tahminlerinin gerçekleşen rakamlar itibarıyla yanılgı yarattığına ilişkin yorumlar üzerine de Kavcıoğlu, “Bize biraz haksızlık ediyorsunuz diye düşünüyorum. Dünyada ülkeler son 30 yılın en yüksek enflasyonunu yaşıyorlar. Bu ülkelerde analistlerin, yatırımcıların hiçbiri geçen senenin başında ABD’de yılın sonunda yüzde 7 enflasyonun olacağını yazmadı, söylemedi, bu anlamda da hiçbir kararları yok.” diye konuştu.

Kavcıoğlu, dünyadaki şartlar içinde açık ekonomisi olan Türkiye’nin bunlardan etkilenmemesinin söz konusu olmadığını dile getirerek, “Bunu sadece faiz indirimlerine bağlamak doğru değil.” değerlendirmesinde bulundu.

Yaptıkları çalışmalara göre Türkiye’de ihracattaki üretim için yapılan ithalatın yüzde 25-30 civarında olduğunu söyleyen Kavcıoğlu, şunları kaydetti:

“Ama biz bugün piyasada tamamen dolar bazında bir ithalatın ihracatta kullanım oranını yüzde 80-90 gibi yanlış bir algıyla tüm ticareti döviz üzerinden oluşturmuş durumdayız. Böyle konjonktürde kurun yükselmemesi mümkün değil. Bunun faiz indirimiyle hiçbir ilgisi yok. Faiz indirimi yapmasaydık da bu sefer faiz artırımı için baskıyla aynı şey olacaktı. Biz şimdi doğru bir modeli çalıştık, ortaya koyduk. Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde Türkiye Ekonomi Modeli, üretim, yatırım ihracat ve istihdam. Türkiye bunu sağladığında dünyadan da olumlu anlamda ayrışacaktır. Üretimi artırdığımız noktada fiyatlar da düşecektir, Türkiye de büyüyecektir. Türkiye her şeye rağmen yüzde 10’un üzerinde büyüdü, bunu neden hiç kimse tartışmıyor? Bizim bunu analiz edip destekleyici kararları almamız gerekiyor. Kuru hallettik Allah’ın izniyle inşallah enflasyonu da bu modelle hallettiğimizde Türkiye çok daha iyi yerlere gelecektir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.